Masal Şehri Strasbourg

Bütün Avrupa gezimiz boyunca aynı şeyi söyleye söyleye gezdim. Bildiğim, ünlü ve hayalini kurduğum yerlere gidince kendimi film setinde gibi hissediyorum. Çünkü yıllardır fotoğraflarına bakıyorsun, filmlerde görüyorsun sonra bir bakmışsın ordasın. Ya rüya gibi geliyor ya da bunlar buraya pano gibi konmuş diyor insan.

Paris’ten geldikten sonra Almanya içinde Heidelberg ve Mannhaim’ı gezdik. Zamanımız azalıyordu o yüzden plan yapmaya başladık. Gelmeden önce hep Prag’a gidelim dedik. Ama kadın başımıza gitmeye nedense cesaret edemedik. Tur bakalım dedik bulduk ondan cevap beklerken günler su gibi geçti. En son Worms’ta aynı mağazalara girip çıkmaktan bir gün cinnet geçirerek eve geldik. Dedim Strasbourg çok yakın, kalkın gidiyoz! Tabi annem ve her yere yanımızda gelen annem vol2 teyzem hariç kalkan olmadı. Dedim sabah erkenden gidip akşam geliriz. 3ümüz gitsek de olur, nasılsa Fransa’ya alışkınız. Tamam dediler, Flixbus’cığımdan baktım bilet bir de ne göreyim gidiş geliş 30 Euro. Tabi biz çığlıklarla halay çekiyoruz. O gazla yengem de bize katılmaya karar verdi. 2 gün sonra da kendimizi masal şehrinde bulduk.

İnternetten biletimizi aldık sabah 7:30 otobüsüne. Erken kalkmayı heyecandan önemsemiyorsunuz onun dışında akşam zaten yine gelip evde uyuyacağın için hiç dert olmuyor. 1 güncük sonuçta. Onda da uykusuz kalalım. Gezmek fedakârlık ister. Öyle muz yiyim çilek tadı gelsin olmuyor maalesef.

Neyse sadece 2.5 saatlik çok rahat bir yolculuktan sonra indik. Tabi dönüşümüz de oradan olacağı için etrafın fotosunu çekip, konum aldık Ve Alsas Bölgesinin başkentindeyiz! İndiğimiz yer Strasbourg Parc de I’etoile. Zaten çok küçük bir yer. Gezilecek yerleri de araştırmıştık. Hepsi aynı alan içinde sadece nehirler ayırıyor. Tabi nehirler şehre iyice masalsı bir hava katıyor. Bir de Safranbolu’ya çok benzediğini söylemeden edemeyeceğiz. İndiğimizde uzaktan eski bir binanın en yüksek tepesi görünüyordu ayaklar otomatik oraya yöneldi. 10 dakika yürüyünce gördüğümüz şeyin yanındaydık. O şey Notre Dame Katedrali çıkmasın mı!  Hadi bu vesileyle Strasbourg’da gezilecek yerler listemizi oluşturalım:

Strasbourg Notre Dome Katedrali – Astronomik Saat Hayatımda gördüğüm en güzel yapıt diyebilirim. Palais Garnier ile bile karşılaştırabilirim. Büyük bölümü Romanesk mimaride ama geç dönem gotik mimarinin en güzel eserlerinden biri. Yapımına 1015 yılında başlanmış ve 1439’a kadar sürmüş. Bu süre güzelliğinin sebebini açıklıyor adeta sabırla ince ince işlenmiş.

Dışındaki ihtişam içine yansımamış, çok sade. Katedralin içinde bir de Astronomik Saat var. Güneşin, gezegenlerin ve takımyıldızların yörüngelerini gösteren saatin üzerinde birde bir takvimle güneş sisteminin küçültülmüş bir modeli yer alıyor. Laf aramızda bu saat Prag’daki saatten daha güzel bizce.

Strasbourg Notre Dame Katedrali’ne Giriş: Girişler ücretsiz. Ama isterseniz kulelerine çıkabiliyorsunuz. Bunun için 5.5 euro gibi bir fiyat ödemeniz gerekiyor.

Strasbourg Notre Dame Katedraline nasıl gidilir? Olduğunuz yere bağlı olarak değişir tabi ama yürüyerek Strasbourg’da çok rahat ulaşımınızı sağlayabilirsiniz. Eğer yürümeyecekseniz şehrin merkezine giden tramvaylar var onu kullanabilirsiniz.

İlk durağımız burasıydı. İçini de gezdikten sonra Katedralin orda onlarca küçük sevimli dükkanlar var. İtina ile hepsine girdik. Çok güzel hediyelik eşyalar var. Magnetler genel olarak Avrupa’da çok pahalı. O yüzden benim gibi ucuz aramakla vakit kaybetmeyin, ortalama 4,5 euro civarı.

Katedralin girişinin hemen karşısında Kammerzell Evi bulunuyor.

Strasbourg Kammerzell Evi

Bu Strasbourg’un en eski binalarından biri. 1427 yılında yapılmış. Şimdiler de otel ve restoran olarak hizmet veriyor. İçine girmeye gerek var mıdır bilemedim ama dışarıdan görmek bile yetiyor.

Burayı da inceledikten sonra hemen yanından geçen sokağı takip ettik ve Strasbourg’un müthiş pastanelerinin camlarında ağzımızın suyu aka aka bakakaldık. Gerçekten tatlı konusunda efsane bir çeşitliliği var Fransa’nın. Tatlı hakkımızı sonraya saklayarak elimize Strasburg’un yöresel simidi olan Bretzelden alıp yürüye yürüye Kleber Meydanına çıktık. Çıkarken bir fırının önünden geçiyorduk ve hadi Kruvasan da alalım dedik. Onu da aldık. Aslında navigasyon açmadık ama kendimizi hep gitmek istediğimiz yerde bulduk. Diyorum ya küçük ve ara sokaklar birbirine çıktığı için kaybolmadan her yeri gezebiliyorsunuz.

Kleber Meydanı

Strasbourg’un masal bölümünden biraz da olsa çıkmak isterseniz meydana gelmelisiniz. Burası ortasında küçük bir heykel olan çok büyük bir meydan. Pastaneler, banklar, Starbucks, Stradivarius, Mango vs gibi mağazaların olduğu bir meydan. Biraz mağazaları dolaştıktan sonra Strasbourg’u ünlü yapan Petite France Bölgesi’ne gitmeye karar verdik. Ama ondan önce önünden geçerken çok güzel kokuların geldiği Bretzel Burgard’a girdik. Ah iyi mi yaptık kötü mü bilmiyorum ama bütün makaronları aldık. Hem hediye götürmek için hem de orda yemek için. Çünkü Paris’ten içimde kalmış bir şey var. Orda bulamadım hiç burada tanesi 80 cent olduğunu görünce dedim pink pink. Ben pink dedikçe yeşil verdi ama olsundu. Bir de yanında 1 euroya espresso alınca tadından yenmedi zaten. Enerji depoladıktan sonra sıradaki hedefe doğru yürümeye başladık.

Bretzel Burgard’ın Taze Makaronları

Petite France

Strasburg’u Strasbourg yapan 16. Yüzyıldan kalma ahşap evlerin full olduğu yer burası. Her 20-30 metrede bir nehir var. Burada çok güzel kafeler var. Kartpostallara kapak olan bölgeye bakan çok güzel bir kafe-restoran var. Oraya oturup soluklanırken manzaranın keyfini çıkarmanızı tavsiye ederiz. Orada da bir çok dükkan var. Ve masal gibi sokaklarına bir de sokak sanatçıları eklenince valla insanın orda kaybolası geliyor.

Bu bölgedeyken ileriye doğru gitmek istedik, haliyle köprüden geçmemiz gerekiyordu. Ama baktık köprüyü kapatmışlar. Meğer botlar geçecekmiş o yüzde köprüyü çeviriyorlardı. Her gemi geçişinde bu 5 dakikalık seremoni yaşanıyor.

Biz buradan tekrar katedralin oraya geri dönüyorduk ki ara sokaklara girdik. Bir de ne görelim. Eşek gibi bir tabela Ve üstünde ‘İstanbul Grill’ yazıyor. Tabi karnımızda açtı. Oturduk bizde. Tabi hepsi Türk çalışanların. Strasbourg’da bir restorana oturup Türkçe sipariş verdik kısacası, birde çalışanlar çok samimi ve güler yüzlüydüler. Telefonumu şarja da taktılar sağ olsunlar. Kebap-köfte ayran yaptıktan sonra kalktık ve ara sokaklarındaki mağazalara baka baka yürüdük.

En çok alışverişi buradan yaptım galiba. Çünkü elinin altında her şey var. Market bulup oradan yöresel kahvelerinden ve çikolatalarından da doldurdum. Paris’te olay maalesef böyle değildi.

Biz gitmedik ama Strasbourg’da Gezilecek Yerler listesinde olması gereken bir diğer yerler de şöyle:

Rohan Sarayı

Strasbourg’un en simgesel yapılarından biri de Rohan Sarayı’dır. Arkeoloji Müzesi, Dekoratif Sanatlar Müzesi ve Güzel Sanatlar Müzesi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Barok Mimarisiyle, eser çeşitliliği ile görülmeye değer bir müze.

Rohan Sarayı’na Giriş: Bilet fiyatları 6.30, indirimli 3.50 euro

Rohan Sarayı’na nasıl gidilir? Bu Saray Notre Dame Katedralinin hemen arkasında yer alıyor. Yürüyerek veya tramvay ile ulaşabilirsiniz.

Alsas Müzesi

Nehir kenarında birkaç ahşap evi kapsayan müze. 18. Yüzyıldan kalma kıyafetler, mobilyalar, kil mutfak eşyaları, oyuncaklar sergileniyor.

Alsas Müzesi’ne Giriş: Bilet fiyatları 6.30, indirimli 3.50 euro. Pazartesi-Pazar arası 10:00-18:00 arası açık.

Orangerie Park

Şehrin içinde doğa hayatı yaşamak istiyorsanız burayı size önerebiliriz. Şehre en uzak kalan nokta burası olduğu için biz günü öyle bitirmek istemedik. O yüzden gitmedik.

Galeries Lafayette

Paris’teki Galeries Lafayette’in aynısı burada da karşımıza çıktı.

Strasbourg’da ne yenilir, ne içilir, ne yapılır?

Daha öncede dediğim gibi Fransız mutfağı aslında pastane kültürleri çok geniş. Strasbourg’da bundan tabi nasibini almış. Yemek olarak pahalı bir yer değil. Özellikle Bretzel Burgard’ın fiyatları çok uygun. Kruvasan, makaron, donutlar, kahvelerden faydalanabilirsiniz.

Bizim tavsiye edebileceğimiz bir yer de Notre Dame Katedralinin tam karşılarındaki kafeler. Biz Gelateria Eis Cafe La Fenice’ye oturduk. Menüsü çok geniş fiyatları da normal. Birde Katedralin önünde oturuyorsunuz izle dur. Bu kafenin dondurmalarını tavsiye ederiz. Yalnız çok büyük porsiyonları rahatça 2 kişi girebilirsiniz bir dondurmaya 🙂

Burda başımıza gelen bir olayı anlatmak istiyorum. Biz kafeye oturduk 3 espresso söyledik. Kadın 4 espresso getirmiş. Siparişi İngilizce verdik tabi. Sonra kadın anladı yanlış yaptığını Fransızca bir şeyler söyledi. Bizde birbirimizle bakıştık ne diyor acaba diye hebele hübele anlaşmaya çalışıyordu ki kadından bir ses yükselir ‘Türk müsünüz’ Biz de oha siz de mi Türksünüz derken muhabbet kurduk. Yani küçücük bir yerde bile kaç tane Türk gördük. Dememiz o ki her yerdeyiz arkadaşlar. Çıkın gezin. Dil sorun olmaktan çıktı. İşinizi her türlü hallediyorsunuz. Siz 1 kere cesaret edip çıkın sonrası kendiliğinden geliyor.

Strasbourg için gerekli bilgiler:

Strasbourg Fransa’da bulunuyor. Yani doğal olarak resmi dili de Fransızca. Ama Almanya sınırında olduğu için midir bilinmez çoğu insan Almanca anlayabiliyor. Para birimi de euro.

Yemek için domuz etinden çekinceniz varsa bizim de gittiğimiz ‘İstanbul Grill’ adlı mekanı tercih edebilirsiniz. Ya da nehrin sonunda Ali Baba adlı restoranı da tercih edebilirsiniz.

Ulaşım için dediğimiz gibi Flixbus var. Çoğu yerden gidiyor. Eskiden THY’nin direk seferleri de varmış ama maalesef artık yok. Eğer Türkiye’den gitmeyi istiyorsanız en yakın havaalanı Basel-Mulhouse. Oradan havaalanı servisleri ile Mulhouse’a gidebilirsiniz. Pasaport kontrolünden sonra Fransa tabelalarını takip ederek otobüslerin olduğu yere varınca St. Louise Garı’na giden otobüse binebilirsiniz. Oradan da Strasbourg’a 1 saatte tren ile varabilirsiniz. İsterseniz 30 dakikada Colmar’a trenle gidip gezip aynı biletle sonra Strasbourg’a geçebilirsiniz.

 

STRASBOURG

Yazı dolaşımı


Bir cevap yazın